"Ne maymundan geldin, ne de seni getirdi leylekler"
anasayfa oyun cnfan tv oyun turnuvaları Contact
Cartoon Network Fan Türkiye |Ben10-Bakugan-Film İzle-Çizgi Filmler-Oyunlar


Sohbet Muhabbet Diğer üyelerle sohbet edebilir çeşitli etkileşimlerde bulunabilirsin. cnfantr'de yalnız kalmazsın

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Paylaş Link Bildirimi Seçenekler Stil
Alt 05-02-2011, 19:37 PM   #1 (permalink)
Yasin Çanakçı
status: -
 
Awesome
y-cNkc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mekanım: İstanbul
Mesajlar: 5.602
Ettiği Teşekkür: 168
569 Mesajında 917 teşekkür aldı
cnfantr puan: 16166
cnfantr grafik: y-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond repute
Standart Avrupa'nın 10 Büyük Yalanı



Bu yazıda Avrupa’nın kendisi hakkında uydurduğu, sonra da beyinlerimize yerleştirdiği 10 yalana eğilecek ve onların gözlerimize serap serpen kuyu başlarında beliren saflığımıza beraberce güleceğiz. Buyurun.

1.Yunan mucizesi yalanı

Antik Yunanlıların insanlık tarihinde eşsiz bir mucize gerçekleştirdikleri tezi, kendi karanlık dünyasına fener tutmak için çırpınan Avrupalı aydınlar için afyon etkisi yapmış ve bu efsaneye can simidi gibi yapışmışlardır. Neden? Çünkü Rönesans yıllarında Avrupalılar ele gelir neleri varsa bunları Müslümanlardan aldıklarını biliyor ve Müslümanlar karşısında içine düştükleri aşağılık kompleksinden kurtulabilmek için onların haricinde bir tutamak arıyorlardı. İşte sözde Yunan mucizesi, bu iflah olmaz hastalığa bir tür sahte deva olarak sunulmuştu. Nitekim bu tez, hiçbir işe yaramadıysa bile Yunan halkının Osmanlı bünyesinden koparılması için Avrupa çapında bir heyecan dalgasına yol açtı ve bağımsız bir Yunan devletinin kurulmasıyla sonuçlandı. Oysa ne o gün Yunanistan’da yaşayanlar Eflatun ve Aristo’nun torunlarıydı, ne de ortada herhangi bir mucize vardı. Üstelik Martin Bernal’in “Black Athena” adlı 4 ciltlik çalışmasında yetkinlikle ortaya çıkarttığı gibi, “Yunan mucizesi” diye bilinen uygarlığı kuranlar Yunanlılar değil, siyah derili Afrikalılardı, yani Fenikeliler ve Mısırlılar! Velhasıl Yunan mucizesi tezi, Romantiklerin icad ettikleri bir yalanı pazarlama çabasından başka bir şey değildi.



2.Magna Carta yalanı

Hangi aklı evvelin kitabını açsanız, dünyada demokrasinin ve anayasa hukukunun başlangıcı olarak İngiltere Kralı I. John’un yetkilerini kısıtlayan Magna Carta adlı belgeyi önünüze sürerler. ‘Adamlar daha Selçuklular devrinde demokrasinin temellerini atmışlar kardeşim’ yollu konuşmalara siz de sık sık rastlamış olmalısınız. Oysa çok özel bir durumdan neşet eden bu belgenin o günkü İngiltere tarihi için dahi “gerici” bir belge olduğunu bilmek önemlidir. Bakın neden? Bir kere 1215 yılında imzalandığı bilinen Magna Carta’nın kral tarafından imzalanan orijinali değil de, kopyaları elimizdedir. İkincisi, bu belge ilerici değil, düpedüz gerici bir belgedir, çünkü Kral, feodal beylere, baronlara yeni vergiler yüklemek istiyor ve merkezî hükümetin gelirlerini artırmaya uğraşıyordu; baronlar ise tam tersine, eski düzendeki vergilerin aynen devamı için bastırıyorlardı. İşte krala imzalatılan belge, feodal ayrıcalıkların yeniden tanınmasını getiriyordu, kaldırılmasını değil. Yani ileriye gidişi değil, eskiye dönüşü amaçlıyordu. Ancak tarihte yapılan bazı hareketlerin amaçlanmamış sonuçlar doğurması nadir rastlanan bir durum değildir. İşte Magna Carta’yı imzalatanların başına gelen de bu oldu. Onlar feodal sisteme dönülmesi için uğraş verirken, sonraki kralların, çözümü feodal düzenin dışında aramalarına yol açmış, böylece tahkim edeyim derken feodal düzenin yıkılmasını kolaylaştırmışlardı. Bu sebepledir ki, Kral I. John üzerinde uzmanlaşan Johns Hopkins Üniversitesi eski öğretim üyelerinden Sidney Painter, açıkça “Magna Carta’da demokrasi yoktur” diyebilmektedir. Çünkü bu belge, İngiliz feodalizminin resmi beyanlarından biridir sadece. Painter’ın altını çizdiği bir başka husus ise bu feodal geleneğin modern demokrasilerimizde yaşamaya devam ettiğidir! (1808 Sened-i İttifak’ını Magna Carta’nın geç bir yansıması olarak gösterenlerin ‘gözüne gözlük’ diyelim mi?) Yani aslında feodal düzen yıkılmadı, ruhu modern demokrasilere geçmiş oldu sadece.



3.Rönesans yalanı

“Rönesans” (Renaissance) kelime anlamı itibariyle ‘yeniden doğuş’ demek. 19. yüzyıl tarihçileri tarafından aydınlık kabul ettikleri kendi çağlarını karanlık Ortaçağ’dan ayırd etmek üzere icad edilen “Rönesans” terimi, nedense fazlasıyla ciddiye alınmış ve sanki tarihte böyle bağımsız bir dönem yaşanmış gibi gösterilmiştir. Oysa tarihte Rönesans’ı meydana getiren ustaların yaşadığı ve eserlerini ortaya koydukları bir zaman diliminden söz edebilmekle birlikte, öyle planlı programlı, tasarlanmış, başı ve sonu belli bir dönemi kesinlikle göremeyiz.

İnsanın otoriteleri sorgulamaya başladığı dönem olarak yüceltilen Rönesans’ın kendisi nedense sorgulanmaz, kutsal bir inek gibi çevremizde döner durur. Oysa Lynn Thorndike adlı uzman, daha 1943 yılında şunları söylüyordu: “Hiç kimse Rönesans’ın ayrı bir dönem olarak varlığını ispatlayamadı; hatta bunu yapmak için çaba da göstermedi.” Yani Rönesans’ın Orta Çağlardan nasıl ayırt edilebileceğini bilmediğimiz halde Rönesans’ın varlığı hakkında kesin bir dille konuşabiliyoruz.

İşte günümüzün en önde gelen Rönesans uzmanlarından Peter Burke, dikkatimizi Rönesans’ın Latin ve Yunan kaynaklarına, yani binlerce yıl öncesine bir ‘geri dönüş’ hareketi olduğu noktasına çeker. Yani Rönesans aydınları, aslında ilerici değil, gericidir. Nitekim genellikle Rönesans’ın hümanist yazarları arasında zikredilen Montaigne, bazı bakımlardan Rönesans aleyhtarı değil midir?

Avrupa tarihinin yalanlarını bir yazıya sığdırmak ne mümkün! Keşke imkânım olsa da hepsini geniş geniş anlatabilsem sizlere. Belki bir kitapta, kim bilir!



4.Amerika’nın keşfi yalanı

Avrupa’nın aslında epeyce geç kalmış “keşifler çağı”, Kristof Kolomb’un Hindistan’a gitmek için yola çıkıp tesadüfen Amerika’yı keşfetmesiyle başlatılır ve amacı, dünyayı tanımak ve dışa açılmak gibi masum sebeplerle açıklanır. Oysa gemide tuttuğu seyir defterinden gerçek niyetini öğrenmek mümkündür Kolomb’un: Tutsak aldığı yerlileri çalıştırarak elde edeceği altın ve gümüşleri gemilerle Portekiz’e getirmek ve “kâfirler”in, yani Müslümanların elindeki kutsal toprakları ele geçirmek. Bunu bir Haçlı seferiyle gerçekleştirmeyi düşlüyordu masum kâşifimiz. Kolomb’un, Müslümanların bulunduğu ülkelerin doğusunda bulunan efsanevî Hıristiyan Kral Prester John’un yardımını sağlamak ve böylece bir sandviç harekâtıyla İslam tehdidini bertaraf etmek üzere Hindistan’a gittiğini de okuyunca mesele iyice çetrefilleşiyor.

Bu yalanın bir başka boyutu da şu: 1492, Amerika’nın keşif tarihi değil, sonradan “Amerika” adı verilen toprakların işgal tarihidir. Zira Amerika, Kolomb’dan yüzyıllar önce Vikingler tarafından keşfedilmiş, bazı Müslüman gemiciler Güney Amerika’ya gidip gelmiş, nihayet son ortaya atılan iddiaya göre ise Çinli bir Müslüman olan Zeng He, bu defa Çin’den yola çıkarak Amerika’ya ulaşmıştır. Velhasıl Kristof Kolomb, Amerika’nın ilk değil, son kâşifidir.

5.Bilimsel devrim yalanı

Bazı yalanlar tekrarlana tekrarlana apaçık doğrular katına çıkabiliyor. “Bilimsel devrim” terimi ilk kez 1939’da ortaya atılıyor. Yine de onu bir kitabın kapağında görmek için 15 yılın geçmesi gerekecektir. Hepi topu 50 yıllık bir ömrü bulunan bu terimin dimağımızı böylesine felç etmesi de gösteriyor ki, bir büyücülük olayıyla karşı karşıyayız. Tek farkı, büyünün bilimsel bir kılıkla yapılıyor olması.

California Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olan Steven Shapin, “Bilimsel Devrim” adlı kitabına bu yalanın tarihini yazmakla başlıyor. Shapin’e göre “bilim” ve “bilim adamı” terimleri ancak 19. yüzyılda kullanıma girmiş olup 20. yüzyıl başlarına kadar da yaygınlaşmamıştır. Yani bilimin kamuoyu nezdinde bugünkü değerini kazanması, dün denilecek kadar yeni olaydır. Dolayısıyla hem Avrupa, hem de Osmanlı tarihine, bilimin bugün kazanmış olduğu yeni çerçeveden bakarsak fena halde çuvallarız.

Bugün ‘bilimsel devrim’ denilince akan sular durur. Birisi Kopernik, Galile ve Newton’dan söz etti miydi, ayet duymuşçasına sessizliğe bürünür çehreler. Dudaklar bükülür, anlamlı anlamlı kafalar sallanır, ‘Elin adamı neler yapmış bizimkiler uyurken’ nutuklarına sığınılır. Oysa meselenin iç yüzü hiç de öyle değildir.

Mesela Newton’un yaşadığı devirde Cambridge Üniversitesi’nin hali niceydi, biliyor muyuz? Okuyacak öğrenci bulamayan üniversite, öğrenci çekebilmek için indirim üstüne indirim yapıyor, hocalar okulu cazip hale getirebilmek için bırakın sınıfta bırakmayı, talebeye sınıf atlatıyorlardı, sınıf! Üstelik aynı zamanda bir ilahiyatçı da olan Newton, buluşlarının bilimsel sonuçlarından çok, kafasındaki din kavramı açısından taşıdığı anlamla ilgileniyor, Hıristiyanlığın dünyaya nasıl yeniden hakim olacağını tahmine çalışıyordu. Bunun için ayrı bir kitap bile yazdığını biliyoruz. Üstelik zat-ı devletleri, büyücülükle de iştigal ederdi. Hatta bu yüzden adı, çağdaşları arasında “son büyücü”ye dahi çıkmıştır.

Daha ‘bilimsel devrim’in Müslümanlardan çalınan bilgilerle yapıldığı üzerinde durmadık. Galile’ye ‘süredurum ilkesi’ni ilham veren Nasirüddin Tusi’nin 13. yüzyıldaki buluşundan haberimiz yoksa saf saf Avrupa’daki bilimsel devrim yalanına inanmaya devam ederiz elbette.



6.Sanayi devrimi yalanı

Bir “sanayi devrimi” lafıdır gidiyor. Orta malı siyasetçisinden mahalle mektebi seviyesine inmiş bazı üniversitelerin hocalarına kadar yığınla insan, sorgu sual etmeden, ‘Eller aya, biz yaya’ teranesini tutturmuş, Avrupa’nın sanayi devrimini gerçekleştirdiğini, bizimse bu ‘evrensel gelişme’yi ıskalayıp çağdaşlık trenini kaçırdığımızı tekrarlıyorlar.



Nasıl “bilimsel devrim”, tarihçilerin, seçtikleri bir zaman dilimine yüzyıllar sonra yapıştırdıkları bir yafta ise, “sanayi devrimi” de 19. yüzyılın ortalarına doğru coşkuyla keşfedilmiş ve bu yüzden bazı özellikleri abartılmış jenerik bir terimdir. Filmin jeneriği, filmin kendisi olabilir mi?

Sanki Sanayi Devrimi bütün Avrupa’da aynı anda olmuş bitmiş bir olay gibi sunulur bize. Halbuki İngiltere’de giderek hızlanan ve istikrarlı bir tarzda gelişen sanayileşme, Fransa’da ağır aksak ilerlemiş ve büyük ölçüde İngilizleri taklit etmiştir. İngiltere’ye adamlar yollanmış ve hem makine, hem de işçi getirtilmiştir. Böylece Fransa için bir Sanayi Devrimi’nden değil, olsa olsa İngiliz makine sisteminin girişinden söz edebiliriz.



Bilimsel buluşların Sanayi Devrimi’ni hazırladığı iddia ediliyor. Hiç alakası yoktur. Mesela buhar gücüyle çalışan makineyi tasarlayan James Watt bilim adamı değil, amatör bir mucitti. Çelik sanayiinin babası kabul edilen John Wilkinson bir işadamıydı. Tekstil dokuma tekniğinde çığır açan iplik eğirme makinesi tasarımını başkasından araklayan Samuel Arkwright, inanmayacaksınız belki ama bir berberdi!



Başka kuşkular da var. Mesela “Sanayi Devrimi’nde geçtiği ileri sürülen sahneler, ancak 70 yıl sonra yaşanmış olabilir.” diyor Minnesota Üniversitesi’nden Herbert Heaton. Yani sonraki yıllarda cereyan etmiş olayları önce olmuş gibi gösterme numaraları da söz konusu. Düşünün bir, İngiltere’de 1830’larda bile pamuk işçilerinin sayısı, evlerde çalışan halayıkların sayısından azdı. 1850’de Yorkshire şehrinde yün eğirme işinin hâlâ elle yapıldığını gösteren kanıtlar mevcut. Hatta 1877’de, makinelerdeki kadar ucuza elle dokuma yapan bir imalatçı yaşıyordu İngiltere’de. Bu Fransa ve Almanya için haydi haydi böyleydi.



Sanayileşme sadece üretim artışıyla değerlendirilemez. Önemli olan hangi bedeller karşılığında başarıldığı değil midir? İngiltere’de uyuşturucu neden yaygındır bilir misiniz? Fabrikalarda geçen uzun gecelerde anneler bebeklerini uyutmak için afyon kullanıyorlardı da ondan. Tarih, ne yazık ki acımasızdır.



7.Galile’nin yargılanması yalanı

Bilim-din çatışması denilince ilk öne sürülen örnek, Galile’nin yargılanmasıdır. Kendilerinin “aydınlık” tarafta bulunduklarına adları gibi iman etmiş çevreler, “karanlık”ı temsil eden Ortaçağın ve Kilisenin baskı ve işkencelerine karşı direnen(!) bu soylu kahramana alkış tutarlar.

Oysa Galile’nin yargılanması diye bir olay cereyan etmemiştir. Afedersiniz, şöyle düzelteyim; yargılanmıştır ama bu, dostlar alışverişte görsün kabilinden bir yargılamadır ve Galile’yi mahkûm etmek bir yana, onu muhtemel fanatik hücumlarından kurtarmak için düzenlenmiş bir mizansenden ibarettir. Kendisini yargılayan Kardinaller, Galile’nin okul arkadaşlarıydı. Unutmayalım ki Galile, kilisenin bünyesindeki bilim adamlarındandı. Nitekim Papa da eski bir arkadaşı oluyordu. Hatta iki kızını rahibe olmaları için manastıra kapatan da bilim güneşimiz Galile’den başkası değildi.



Üstelik Galile’nin yargılanış sebebi, Dünya’nın Güneş’in etrafında dönmesi gibi bilimsel düşünceleri değil, bağlı olduğu, bağlı olmak ne kelime, bizzat içinde bulunduğu Katolik Kilisesi’ne itaatsizliğidir; yani kilise içi bir meseleyle karşı karşıyayız. Papa’ya, teorisini bir varsayım olarak sunacağına söz verdiği halde, bu sözünü tutmayan ve kitabını bildiği gibi bastıran Galile’nin arkadaşları tarafından gerçekleştirilen bir kurtarma operasyonudur yargılama. Anlayacağınız, Galile bahane, onun üzerinden dinin mutlaka bilime karşı olması gerekiyormuş gibi bir sözde gerçeklik üreterek nasiplenenler şahane!



8.Siyonizm yalanı

Yahudi meselesi, bir Avrupa sorunuydu; ama İslam âlemine fatura edildi. Avrupa, yüzyıllar boyu uğraştı durdu Yahudilerle. Şehrin içine bile almadı onları; mahallelerini yaktı, kovdu, dövdü, öldürdü, mallarını müsadere etti. Aynı dönemde ise İslam âleminde Yahudilerin keyiflerine diyecek yoktu.



Öte yandan Siyonizm’in babası Theodor Herzl’in Sultan II. Abdülhamid’e Avrupa’yı şikayet etmesi gerçekten tuhaftı. Bir Ortadoğu kavmi olan Yahudiler, kendilerini Avrupa’ya sürgün edilmiş gösterip yerlerine dönmek isterken, Abdülhamid onları kullandığını Avrupa’nın biliyordu. Nitekim tekliflerini edince haklılığı gün gibi ortaya çıktı; onu devirmekten tutun da Çanakkale’de bize karşı savaşmaya kadar pek çok komplo ve girişimin başında Siyonistler yer alacak, İngilizlerin yedek güçleri, daha doğrusu “Asya’ya karşı Avrupa kalesinin suru”, “barbarlığa karşı uygarlığın uçbeyleri” olarak harekete geçeceklerdi. Hâlâ da öyle değil mi?



Daha da acı olanı, “topraksız bir halk” dedikleri Yahudilere, “halksız bir toprak” olarak sundukları Filistin’in durumuydu. Milyonlarca Müslüman ve Hıristiyan Filistinli yaşamasına rağmen (nüfusun yüzde 95’ini oluşturuyorlardı), Filistin toprağı boş bir arazi olarak sunuldu dünyaya. Ancak şimdi aynı trajedi, hem de kat be kat fazlasıyla Filistin halkı için geçerli, yani toprakları ellerinden alınmış durumda. Ne var ki, o hayırhah Avrupa’nın kılı kıpırdamıyor. Neden? Çünkü İsrail devleti, Ortadoğu üzerinden geçecek stratejik hammadenin, yani petrolün kontrolü için gerekliydi ve bunun, Yahudi halkına insanî yardımla herhangi bir alakası yoktu.

(Vasco da Gama / 1460~1464 - 1524)



9.Doğu despotizmi yalanı


17. yüzyıla kadar Çin, Hint ve İslam âlemlerine oranla epeyce geride bulunan Avrupa, kendisi haricindeki medeniyetlere bilinçli bir çamur atma stratejisini izledi. Ağır bir aşağılık kompleksi içindeydi. İşte bu strateji doğrultusunda Doğu’nun despotik bir yönetimi olduğu tezi ortaya atıldı ve Marx’tan Weber’e, hatta bugünkü bazı akıldanelerimize kadar pek çok kafayı iğfal etmeyi başardı.



Oysa Lucette Valensi gibi araştırmacıların da ortaya koyduğu gibi, bu, Avrupa zihniyetinin, gerisinde bulunduğu Doğu’yu gözden düşürme ve onun üzerinden kendi kimliğini üretme mücadelesinin bir parçasıydı. Ancak Voltaire ve Althusser gibi iki büyük düşünür bu yalanı yutmamış ve asıl despotizmin Avrupa’da yaşandığını, Avrupalı düşünürlerin, kendi ülkelerindeki despotizmi, dışarıya yansıtarak, yani Doğu’yu istismar ederek okurlarına anlattıklarını, artık Osmanlı’nın yakasından düşme vaktinin geldiğini dile getirdiler. Ne ki, bu tatlı yalanın ısıttığı sıcak yataktan kalkmaya kimse razı değildi.



10.Batı’nın üstünlüğü yalanı

İktisat ilminin kurucularından Adam Smith, 1770’lerde Çin teknolojisinin Avrupa’dakinden ileri olduğunu itiraf ediyordu, biz ise 18. yüzyılda Avrupa’nın dünyanın en ileri uygarlığı olduğunu savunmaya devam ediyoruz. Neden acaba? Şundan sanırım: Beyinlerimiz keşifler, icatlar, Rönesans, Aydınlanma, Bilimsel Devrim gibi bir sürü Avrupa yalanıyla tıka basa doldurulmuş durumda. Böyle olunca, dünyanın diğer bölgelerinde neler olup bittiğiyle ilgilenmiyor ve daima skora takılıyor gözümüz: Ne olsa maçın kazanılıp kazanılmadığı önemli.



Öyleyse Hodgson ve Blaut gibi birinci sınıf tarihçilerle sesimizi gürleştirelim: Avrupa’nın “gelişmesi”, Afrika ve Asya karşısında uzun süren geri kalmışlığını telafi etmeye ancak 1800’lerde yetecekti. Avrupa, dünyanın diğer kısımlarındaki gelişmelerden o kadar uzak kalmıştı ki, şu meşhur keşiflerle bir parça nefes alabilmişti. Bu açılma da, Asya ekonomilerinin tarihinde pek çok defa vuku bulan bir gerileme anına denk gelmiş, Osmanlı ve Çin dahil Doğu’nun başlattığı bir küreselleşme dalgasının üzerine binmişti. İşte Avrupa bu sayede kıyıda köşede kalmaktan kurtulup küresel ekonominin motoru olabildi.



Son sözü Hodgson’a bırakmak en iyisi. Ona göre, modern dünya ile Batı, aynı şeyler değildir. Modernlik, Afrika, Asya ve Avrupa’nın beraberce inşa ettikleri bir oluşumdu. Yüzyıllar süren bu hazırlık döneminden kârlı çıkan bölge, fırsatları değerlendirmeyi bilen ve bir katalizör rolü oynayan Avrupa oldu. Şartlar orada birbirine kavuştu ama kavuşmayabilirdi de. Modernlik Çin’de veya İslam âleminde de ortaya çıkabilirdi (tabii oralara mahsus görünümleriyle). Asya ve Afrika’nın muazzam bilgi birikimi ve ticaret ağı olmasaydı, Avrupa’daki modern dönüşüm hayal dahi edilemezdi.



Düşünün ki, Vasco da Gama bin bir zahmetle Ümit Burnu’ndan dolaşıp Hindistan’ın Kalküta limanına indiğinde İspanyolca konuşan bir Tunuslu Müslüman tüccarla karşılaşmış ve pek şaşırmıştı. Haklıydı, çünkü buraları bilmeyen tek medenî kıta, Avrupa’ydı.



Bu parçayı yazan Mustafa Armağan'a Teşekkürler.




__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Teşekkürler 6 y-cNkc:
Adriyass (07-13-2011), delta9 (05-02-2011), JeRoMaX (05-02-2011), Silentman (05-03-2011), The Masquerade (05-03-2011), Z@MP@R@ (05-03-2011)
Alt 05-02-2011, 20:01 PM   #2 (permalink)
Statüs girmemiş
 
Hero - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mekanım: Çorlu
Yaş: 15
Mesajlar: 1.018
Ettiği Teşekkür: 35
25 Mesajında 28 teşekkür aldı
cnfantr puan: 1003
cnfantr grafik: Hero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud of
Standart


Adamlar resmen bizi keklemiş.
Yuh diyorum..




__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-02-2011, 20:08 PM   #3 (permalink)
Yasin Çanakçı
status: -
 
Awesome
y-cNkc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mekanım: İstanbul
Mesajlar: 5.602
Ettiği Teşekkür: 168
569 Mesajında 917 teşekkür aldı
cnfantr puan: 16166
cnfantr grafik: y-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond repute
Standart


Bütün dünya bu yalanlarlar zinciriyle dönüyor.




__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-02-2011, 20:09 PM   #4 (permalink)
Realm of Chaos
status: Lord of the Undead
 
Tired
Fasmodey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mekanım: Gemlik/Bursa/Türkiye
Yaş: 14
Mesajlar: 3.944
Ettiği Teşekkür: 130
414 Mesajında 721 teşekkür aldı
cnfantr puan: 17476
cnfantr grafik: Fasmodey has a reputation beyond reputeFasmodey has a reputation beyond reputeFasmodey has a reputation beyond reputeFasmodey has a reputation beyond reputeFasmodey has a reputation beyond reputeFasmodey has a reputation beyond reputeFasmodey has a reputation beyond reputeFasmodey has a reputation beyond reputeFasmodey has a reputation beyond reputeFasmodey has a reputation beyond reputeFasmodey has a reputation beyond repute
Standart


Ermeni Soykarımı yalanı da var fakat bunun Avrupa'nın yalanı olduğundan emin değilim.




__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-02-2011, 20:15 PM   #5 (permalink)
Statüs girmemiş
 
Hero - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mekanım: Çorlu
Yaş: 15
Mesajlar: 1.018
Ettiği Teşekkür: 35
25 Mesajında 28 teşekkür aldı
cnfantr puan: 1003
cnfantr grafik: Hero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud ofHero has much to be proud of
Standart


Daha bunlar en büyük 10 yalan...
Başka neler var Allah bilir!..




__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-02-2011, 20:28 PM   #6 (permalink)
Yasin Çanakçı
status: -
 
Awesome
y-cNkc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mekanım: İstanbul
Mesajlar: 5.602
Ettiği Teşekkür: 168
569 Mesajında 917 teşekkür aldı
cnfantr puan: 16166
cnfantr grafik: y-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond reputey-cNkc has a reputation beyond repute
Standart


Alıntı:
Eliphas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ermeni Soykarımı yalanı da var fakat bunun Avrupa'nın yalanı olduğundan emin değilim.
Bize Ermeni Soykrımı diyenler , 20 Milyon Kızılderiliyi öldürmüş yaratıklar.




__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-02-2011, 20:30 PM   #7 (permalink)
Statüs girmemiş
 
Mekanım: YOZGAT/SORGUN
Mesajlar: 262
Ettiği Teşekkür: 51
100 Mesajında 146 teşekkür aldı
cnfantr puan: 1637
cnfantr grafik: deli balta has a brilliant futuredeli balta has a brilliant futuredeli balta has a brilliant futuredeli balta has a brilliant futuredeli balta has a brilliant futuredeli balta has a brilliant futuredeli balta has a brilliant futuredeli balta has a brilliant futuredeli balta has a brilliant futuredeli balta has a brilliant futuredeli balta has a brilliant future
Standart


katılıyorum asıl onlar soykırım yaptı




Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Teşekkürler deli balta:
delta9 (05-02-2011)
Alt 05-02-2011, 20:45 PM   #8 (permalink)
Fatih Sultan Mehmet
Statüs girmemiş
 
Vahdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 2.026
Ettiği Teşekkür: 130
183 Mesajında 308 teşekkür aldı
cnfantr puan: 11734
cnfantr grafik: Vahdet has a reputation beyond reputeVahdet has a reputation beyond reputeVahdet has a reputation beyond reputeVahdet has a reputation beyond reputeVahdet has a reputation beyond reputeVahdet has a reputation beyond reputeVahdet has a reputation beyond reputeVahdet has a reputation beyond reputeVahdet has a reputation beyond reputeVahdet has a reputation beyond reputeVahdet has a reputation beyond repute
Standart


Bilmiyorum ne kadar konuyla bağlantılı olur; ama okullarımızda dikkatinizi çekerse hep yabancı bilim adamlarının neler bulduğu anlatılıyor ve onların bulduğu buluşların tarihi değiştirdiği, ilk olduğu söyleniyor. Bir yazın bakalım Google'a "Müslüman Bilim Adamları" diye... Kim kimden önce neleri bulmuş? Bu da Avrupa'nın büyük bir yalanıdır. (*)

Her ne kadar bir bilim adamı olmasa bile, suyun kaldırma kanununu ilk bulan Hz. Nuh'dur. Eğer bunu Allah'ın yardımı ile bilmeseydi, niçin tufandan önce gemi inşa ederdi? Mantıken doğru değil mi?

(*): Bana göre maalesef ülkemiz yöneticilerinin de bu konuda büyük bir eksikliği bulunuyor. Kendi tarihimizi (büyük insanlar açısından) incelemek yerine, hep Osmanlı'yı kötülüyoruz. Ne kadar acı, değil mi?




Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-02-2011, 20:48 PM   #9 (permalink)
status: Cevap C ahaha salladıydım
tuttu
 
Tired
Kralahmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mekanım: Ankara
Mesajlar: 7.389
Ettiği Teşekkür: 278
704 Mesajında 1.062 teşekkür aldı
cnfantr puan: 21871
cnfantr grafik: Kralahmet has a reputation beyond reputeKralahmet has a reputation beyond reputeKralahmet has a reputation beyond reputeKralahmet has a reputation beyond reputeKralahmet has a reputation beyond reputeKralahmet has a reputation beyond reputeKralahmet has a reputation beyond reputeKralahmet has a reputation beyond reputeKralahmet has a reputation beyond reputeKralahmet has a reputation beyond reputeKralahmet has a reputation beyond repute
Standart


Alıntı:
Vahdet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bilmiyorum ne kadar konuyla bağlantılı olur; ama okullarımızda dikkatinizi çekerse hep yabancı bilim adamlarının neler bulduğu anlatılıyor ve onların bulduğu buluşların tarihi değiştirdiği, ilk olduğu söyleniyor. Bir yazın bakalım Google'a "Müslüman Bilim Adamları" diye... Kim kimden önce neleri bulmuş? Bu da Avrupa'nın büyük bir yalanıdır. (*)

Her ne kadar bir bilim adamı olmasa bile, suyun kaldırma kanununu ilk bulan Hz. Nuh'dur. Eğer bunu Allah'ın yardımı ile bilmeseydi, niçin tufandan önce gemi inşa ederdi? Mantıken doğru değil mi?

(*): Bana göre maalesef ülkemiz yöneticilerinin de bu konuda büyük bir eksikliği bulunuyor. Kendi tarihimizi (büyük insanlar açısından) incelemek yerine, hep Osmanlı'yı kötülüyoruz. Ne kadar acı, değil mi?
Bencede hep Osmanlı'yı kötülüyorlar.Sen ne yaptın ki Osmanlı'yı kötülüyorsun.Önce birinden üstün olacaksın öyle kötüleyeceksin...




Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-02-2011, 21:04 PM   #10 (permalink)
status: Kop kop parti
partiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
-.-
 
Sad
Sefa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mekanım: Keşke bir mekanım olsa:(
Yaş: 93
Mesajlar: 4.942
Ettiği Teşekkür: 309
495 Mesajında 820 teşekkür aldı
cnfantr puan: 8107
cnfantr grafik: Sefa has a reputation beyond reputeSefa has a reputation beyond reputeSefa has a reputation beyond reputeSefa has a reputation beyond reputeSefa has a reputation beyond reputeSefa has a reputation beyond reputeSefa has a reputation beyond reputeSefa has a reputation beyond reputeSefa has a reputation beyond reputeSefa has a reputation beyond reputeSefa has a reputation beyond repute
Standart


Yalanı yılan diye okumuşum




__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Hızlı Cevap
bu konu hakkında sende düşünceni paylaş!
Seçenekler
Başlık Sembolleri
Konunun başında Sembol kullanmak için aşağıdaki Listeden bir Sembol seçiniz:
 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

forum oyunlar cartoon network escort bayan google türkiye
 

3 4 7 8 11 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 29 30 31 32 35 36 37 38 40 41 42 43 44 45 46 48 50 51 54 55 96 97 98 99 100 101 102 103 105 107 108 109 110 113 119 120 121 122 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 151 152 153 154 155 156 157 159 161 162 163 164 165 166 168 169 170 171 172 174 175 176 177 178 179 180 181 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 197 198 199 201 203 204 205 206 207 208 209 210 214 215 216 218 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 440 441 442 443 444 448 449 451 452 454 455 457 458 459 461 462 463 464 466 467 468 469 470 471 472 473 474 476 477 478 479 480 481 484 485 486 487 503 504 505 507 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 524 525 526 527