+ Konu Cevaplama Paneli
Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu[1]

  1. #1
    MidNight - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt
    Jun 2010
    Mekanım
    Sanal alemde <.<
    Mesajlar
    2.498
    Üye Puanı
    1497

    Standart Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu[1]

    A

    aberasyon Fr. aberration
    gök b. ve ruh b.sapınç
    1. Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık. 2. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu .arasındaki fark. 3. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış.

    ablatif Fr. ablatif
    db. çıkma durumu
    Ad soylu bir sözün taşıdığı kavramda çıkış bildiren, -dan / -den, - tan / -ten ekleri ile kurulan durum.

    abluka İt. abloco
    ask. kuşatma
    Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme

    abone Fr. abonné
    sürdürümcü
    Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse.

    abonman Fr. abonnement
    sürdürüm
    Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma.

    absorbe Fr. absorbé
    fiz. soğurma
    Katı veya sıvı bir madde soğurma yoluyla bir gazı içine alma.

    abstraksiyon Fr. abstraction
    fel. soyutlama
    Bir nesnenin özelliklerinden veya özellikleri arasındaki ilişkilerden herhangi birini tek başına ele alan zihinsel işlem, gerçeklikte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma.

    abstraksiyonizm Fr. abstractionisme
    fel. soyutçuluk
    Soyutlamalara, somut gerçeklerinkine eşit değer verme, amaç olarak soyutu alan tutum.

    abstre Fr. abstrait
    fel. soyut
    Varlığı duyularla algılanamayan

    absürt Fr. absurde
    saçma
    Akla uygun olmayan.

    abuli Fr. aboulie
    ruh b. irade yitimi
    Karar verme, dikkat, istekli kımıldama vb. zihin veya beden etkinliğine ilişkin işleri yapamamaktan doğan sinir yorgunluğunda görülen bir belirti.

    ace İng. ace
    sp. servis sayısı
    Teniste rakibin karşılayamadığı, doğrudan doğruya sayı getiren servis.

    adaptasyon Fr. adaptation
    uyarlama
    Uyarlamak işi.

    adapte Fr. adapté
    uyarlanmış
    1. Sinema, tiyatro, radyo ve televizyonun teknik imkânlarına uygun duruma getirilmiş. 2. Kişi ve yer adları değiştirilerek yerli bir eser durumuna getirilmiş (yabancı eser).

    adaptör Fr. adapteur
    uyarlayıcı
    Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet

    adenit Fr. adénite
    tıp ak kan yangısı
    Lenf düğümleri iltihabı.

    adisyon Fr. addition
    hesap
    Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası.

    afazi Fr. aphasie
    tıp söz yitimi
    Ses çıkarma yeteneği kaybolmadığı hâlde istenilen sözü bulup söyleyememe hastalığı.

    aferist Fr. affairiste
    dalavereci
    Çıkarı için hileye başvuran kimse.

    afiş Fr. affiche
    ası
    Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı.

    afişe Fr. affiché
    ekon. açıklanmış
    Açıklama yapılmış olan.

    afoni Fr. aphonie
    tıp ses yitimi
    Ses kirişlerinin çeşitli sebeplerle işleyememesi yüzünden sesin kısılıp yok olması.

    aforizm Fr. aphorisme
    özdeyiş
    Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.

    aforizma Fr. aphorisme
    özdeyiş
    Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.

    aforoz Rum.
    toplum dışılama
    1. Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. 2. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma.

    aglütinasyon Fr. agglutination
    biy. kümeleşim
    Bir hastalığa karşı aşılanmış olan veya hastalık geçirmiş bir canlının kanında bulunan maddenin, hastalığın mikroplarını küme durumuna getirme olayı.

    agnosi Fr. agnosie
    ruh b. tanısızlık
    Duyularda herhangi bir bozukluk olmamasına rağmen sinir sisteminin belirli bir yerindeki doku bozukluğundan ileri gelen algı kaybı veya yokluğu.

    agnostik Fr. agnostique
    fel. bilinemezci
    Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse).

    agnostisizm Fr. agnosticisme
    fel. bilinemezcilik
    Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti.

    agorafobi Fr. agoraphobie
    tıp alan korkusu
    Bazı kişilerin alan, park, sokak vb. açık alanlarda duydukları ürkeklik hastalığı.

    agraf Fr. agrafe
    kopça
    Bir giysinin iki yanını bitiştirmeye yarayan ve metal bir halka ile bir çengelden oluşan araç.

    agrafi Yun.
    ruh b. yazma yitimi
    Ellerinde, parmaklarında hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal sebeplerle yazma melekesini yitirme.

    agrandisman Fr. agrandissement
    büyültme
    Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi.

    agrega Fr. agrégat
    katışmaç
    Benzer olmayan maddelerden oluşmuş bütün.

    agreman Fr. agrément
    uygunluk
    Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.

    agresif Fr. agresif
    saldırgan
    Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan (devlet, kimse, hayvan).

    ajanda Fr. agenda
    andaç
    Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter.

    ajitasyon Fr. agitation
    1. körükleme, 2. tıp çırpıntı
    1. Körüklemek işi. 2. Ruhsal gerginliğin dışa vurması.

    ajitatör Fr. agitateur
    körükleyici
    Körükleme işini yapan.

    ajite Fr. agité
    körüklenmiş
    Bir kimse tarafından kötü bir iş yapması için harekete geçirilmiş.

    akreditasyon Fr. accreditation
    denklik
    Denk olma durumu.

    akreditif Fr. accréditif
    1. ekon. güven yazısı, 2. ekon. kredi mektubu
    1. Belirli bir nicelikteki para için, bir bankanın yükümlülüğü altında, üçüncü bir kişi yararına bir başka bankada veya aracısında açtırılan hesap. 2. Bankaların veya mali kuruluşların müşterilerine ticari işlemlerle ilgili kredi hesabı açtırmak için şubelerine veya muhabirlerine gönderdikleri yazı.

    akrobasi Fr. acrobatie
    cambazlık
    Cambazın işi veya mesleği.

    akrobat Fr. acrobate
    cambaz
    Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse.

    akromatopsi Fr. achromatopsi
    tıp renk körlüğü
    Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.

    akronim İng. acronym
    db. kısma ad
    Kısaltması yapılacak kelime veya kelimelerin ünlü ve ünsüzlerinden yararlanarak gerektiğinde bir ünlü ekleyerek akılda kalabilecek bir söz oluşturma.

    aks Fr. axe
    dingil
    Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil.

    akselerograf Fr. accélérographe
    fiz. ivmeyazar
    Bir hareketin ivmesini çizerek belirleyen araç.

    akselerometre Fr. accéléromètre
    fiz. ivmeölçer
    Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç.

    aksiyom Fr. axiome
    man. belit
    Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme.

    aktivist Fr. activiste
    etkinci
    Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse.

    aktivite Fr. activité
    etkinlik
    Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi.

    aktivizm Fr. activisme
    fel. etkincilik
    1. Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme. 2. İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü.

    aktüalite Fr. actualité
    güncellik
    Güncel olma durumu.

    aktüalizm Fr. actualisme
    fel. edimselcilik
    Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti.

    aktüel Fr. actuel
    1. güncel, 2. fel. edimsel
    1. Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.). 2. Edim niteliğinde olan, gerçek olarak var olan.

    akustik Fr. acoustique
    1. yankı bilimi, 2. yankılanım
    1. Fizik biliminin konusu ses olan kolu. 2. Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi.

    akut Alm. akut
    tıp iveğen
    Çabuk ilerleyen.

    akuzatif Fr. accusatif
    db. belirtme durumu
    Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -ı/ -i, -u/ -ü ekini almış ad.

    akvarist Fr. aquariste
    akvaryumcu
    Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse.

    alafranga İt. alla franca
    Batılıca
    Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili.

    alakart Fr. à la carte
    seçmeli yemek
    Yemek listesinden seçilen, fiyatları ayrı ayrı hesaplanan yemek.

    alaturka İt. alla turca
    Doğuluca
    Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun.

    albinos Fr. albinos
    akşın
    Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan).

    alegori Fr. allégorie
    ed. yerine
    Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme.

    alegorik Fr. allégorique
    ed. yerinel
    Alegori ile ilgili.

    aleksi Fr. alexie
    tıp okuma yitimi
    Görmede hiçbir bozukluk olmadığı hâlde okuma yetisinin yok olması.

    alfabe Fr. alphabet
    db. abece
    Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü.

    alfabetik Fr. alphabétique
    abecesel
    Alfabe sırasına göre dizilmiş.

    alivre Fr. à livrer
    ekon. önceden satış
    Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pey verilerek yapılan satış.

    alkalimetre Fr. alcalimètre
    kim. alkalölçer
    Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz.

    alkolmetre Fr. alcoolmètre
    kim. alkolölçer
    1. Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz. 2. İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç.

    almanak Fr. almanach
    yıllık
    Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim.

    alogami Fr. allogamie
    bit. b. tozlaşma
    Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması.

    alpinist Fr. alpiniste
    dağcı
    Dağa tırmanma sporu yapan kimse.

    alpinizm Fr. alpnisme
    dağcılık
    Dağa tırmanma sporu.

    alternatif Fr. alternatif
    1. seçenek, 2. almaşık, 3. fiz. dalgalı
    1. Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem. 2. Almaşlı olarak işleyen. 3. Belli dalga boylarını alabilen.

    altimetre Fr. altimètre
    yükseklikölçer
    Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt.

    amatör Fr. amateur
    özengen
    Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse).

    ambargo Fr. embargo
    engelleyim
    Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak.

    ambiyans Fr. ambiance
    hava
    Durum, ortam, çevre.

    amblem Fr. emblème
    belirtke
    Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya.

    ambulans Fr. ambulance
    cankurtaran
    Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç.

    amenajman Fr. aménagement
    huk. düzenleyim
    Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi.

    Amerikanizm Fr. américanisme
    Amerikancılık
    Amerikancı olma durumu.

    amfibi Fr. amphibie
    1. biy. iki yaşamlılar, 2. yüzergezer
    1. Hem suyun içinde hem de karada yaşayabilen canlılar. 2. Karada olduğu gibi suda da kullanılabilen (araba, tank, uçak vb. araç).

    amfibik Fr. amphibique
    iki yaşamlı
    Hem suyun içinde hem karada yaşayabilen.

    amnezi Fr. amnésie
    tıp bellek yitimi
    1. Büyük sarsıntı, humma yüzünden belleğin bozulması veya kaybolması biçiminde beliren ruh hastalığı. 2. Belleğin kısa bir süre durup işlememesi

    amniyon Yun.
    anat. döl kesesi
    İçinde embriyo veya fetüsün bulunduğu amniyon sıvısı ile dolu boşluğu çeviren zar.

    amor Fr. amour
    aşk
    Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.

    amoralizm Fr. amoralisme
    fel. töre dışıcılık
    Töreyi inkâr eden öğretilerin genel adı.

    amorf Fr. amorphe
    fiz. biçimsiz
    Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan (madde).

    amortisman Fr. amortissement
    yıpranma payı
    Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay.

    ampermetre Fr. ampèremètre
    fiz. akımölçer
    Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.

    ampirik Fr. empirique
    1. görgül, 2. deneysel
    1. Bir kurama değil yalnızca gözleme dayalı. 2. Deneye başvurularak yapılan, deneyle olan, deneyle ilgili.

    ampirist Fr. empiriste
    fel. deneyci
    Deneycilik yanlısı olan.

    ampirizm Fr. empirisme
    fel. deneycilik
    1. Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti. 2. Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı.

    amplifikatör Fr. amplificateur
    fiz. yükselteç
    Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.

    anabolizma Fr. anabolisme
    biy. özümleme
    Özümlemek işi.

    anafilaksi Fr. anaphylaxie
    fiz. aşırı duyarlık
    Organizmaya giren yabancı bir madde yüzünden canlı varlıklarda oluşan aşırı tepki.

    anakronizm Fr. anachronisme
    tarih yanılgısı
    Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunma.

    analist Fr. analyste
    çözümleyici
    Çözümleme yapan kimse.

    analitik Fr. analytique
    çözümlemeli
    Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili.

    analiz Fr. analyse
    fiz. çözümleme
    Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem.

    analizör Fr. analyseur
    çözümler
    Analiz yapan cihaz, aygıt veya organ.

    analjezi Fr. analgésie
    tıp ağrı yitimi
    Sinir bozukluğu, çok ilaç alma, donma vb. sebeplerle acı duyumunun birazının veya tamamının yok olması.

    analjezik Fr. analgésique
    tıp ağrı kesici
    Ağrı duyusunu ortadan kaldıran, dindiren (ilaç vb.).

    anarşi Fr. anarchie
    kargaşa
    Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu.

    anarşik Fr. anarchique
    kargaşalı
    Kargaşa niteliğinde olan.

    anarşist Fr. anarchiste
    kargaşacı
    Kargaşa çıkaran kimse.

    anarşizm Fr. anarchisme
    kargaşacılık
    Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.

    anartri Fr. anarthrie
    tıp dil tutukluğu
    Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.

    anchorman İng. anchorman
    ana haber sunucusu
    Toplanan haberleri önem derecesine göre değerlendiren ve yayımlayan yetkili sunucu.

    ançüez Fr. anchois
    hamsi ezmesi
    Genellikle hamsi, bazen de çaça, sardalya veya tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı ezme.

    anekdot Fr. anecdote
    hikâyecik
    Kısa veya özlü anlatımı olan hikâye.

    anemi Fr. anémie
    tıp kansızlık
    Kanda alyuvar sayısının ve hemoglobin miktarının azalmasından ileri gelen bir hastalık durumu.

    anemik Fr. anémique
    tıp kansız
    Kanı az olan, çok kan kaybetmiş olan.

    anemometre Fr. anémomètre
    yelölçer
    Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.

    anemon Fr. anémone
    bit. b. dağ lalesi
    Düğün çiçeğigillerden, mor renkli, çan biçimli tüylü çiçekleri olan otsu bir bitki.

    angaje Fr. engage
    bağlanmış
    Bağlı olan.

    angajman Fr. engagement
    bağlantı
    Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma.

    angarya Rum.
    yüklenti
    Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş.

    animasyon Fr. animation
    sin. ve <İ>TV canlandırma
    1. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi. 2. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma.

    animatör Fr. animateur
    canlandırıcı
    Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse.

    animizm Fr. animisme
    fel. canlıcılık
    Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış.

    anjirografi Fr. angiographie
    tıp damar görüntüleme
    Damar içine X ışınlarını geçirmeyen bir madde verildikten sonra damarların filminin alınması.

    anketör Fr. enquêteur
    anketçi
    Anket yapan kimse.

    anomali Fr. anomalie
    ruh b. sapaklık
    Hastalık niteliğinde olmamakla birlikte, normalden belirgin durumda sapma gösterme durumu.

    anonsör Fr. annonceur
    sunucu
    Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse.

    anot Fr. anode
    fiz. artı uç
    Elektrikli çözümlemede, sıvıya batırılıp akımın geçmesini sağlayan iletken uçlardan artı yüklü olanı.

    ansambl Fr. ensemble
    müz. topluluk
    Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup.

    antagonist Fr. antagoniste
    düşman
    Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse.

    antagonizm Fr. antagonisme
    düşmanlık
    Düşmanca duygu veya davranış.

    antagonizma Fr. antagonisme
    tezat
    Karşıtlık, karşıt olma.

    antet Fr. en-tête
    başlık
    Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres.

    antidot Fr. antidote
    panzehir
    Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde.

    antidumping İng. antidumping
    tic. karşı düşürüm
    Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk.

    antifriz İng. antifreeze
    dondurmaz
    İçine katıldığı sıvının belli bir dereceye kadar donmasını önleyen kimyasal bir madde.

    antikite Fr. antiquité
    1. eskilik, 2. tar. İlk Çağ
    1. Eski olma durumu. 2. En eski zamanlardan başlayarak Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküş yılı olan miladi 476'ya kadar süren çağ.

    antinomi Fr. antinomie
    fel. çatışkı
    Yasaların veya önermelerin kendi aralarında çelişikliği.

    antiparazit Fr. antiparasite
    tıp asalaksavar
    Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden.

    antipati Fr. antipathie
    1. sevimsizlik, soğukluk, iticilik, 2. ruh b. karşıt duygu
    1. Sevimsiz olma durumu. 2. Sevimsiz olma durumu. 3. İtici olma durumu. 4. ruh b. Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu.

    antipatik Fr. antipathique
    sevimsiz, itici, soğuk
    1. Hoşa gitmeyen. 2. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen. 3. Sevimsiz veya yersiz.

    antoloji Fr. anthologie
    ed. seçki
    Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser.

    antrakt Fr. entracte
    sin. ve tiy. ara
    Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre.

    antre Fr. entrée
    giriş
    Bir yapıda içeri geçilen yer.

    antrenman Fr. entraïnement
    sp. alıştırma
    Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılan uygulama, hazırlık çalışması.

    antrenör Fr. entraîneur
    sp. çalıştırıcı
    Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.

    antropoit Fr. anthropoïde
    insansı
    Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.

    antropolog Fr. anthropologue
    insan bilimci
    İnsan bilimi uzmanı.

    antropoloji Fr. anthropologie
    insan bilimi
    İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim.

    antropolojik Fr. anthropologique
    insan bilimsel
    İnsan bilimiyle ilgili.

    antropomorfizm Fr. anthropomorphisme
    fel. insan biçimcilik
    İnsanın niteliklerinin başka bir varlığa, özellikle Tanrı'ya aktarılması.

    antroposantrizm Fr. anthropocentrisme
    fel. insanmerkezcilik
    İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğreti.

    apaş Fr. apache
    hayta
    Başıboş, bir baltaya sap olamamış.

    aperitif Fr. apéritif
    ön içki
    İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki.

    apolet Fr. épaulette
    ask. omuzluk
    Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça.

    aposteriori Lat.
    fel. sonsal
    Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi).

    apostrof Fr. apostrophe
    db. kesme işareti
    Özel adlara, kısaltmalara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı.

    apraksi Fr. apraxie
    tıp beceri yitimi
    İnme veya duyusal bir bozukluk olmaksızın belirli bir amaca yönelik hareketi yapamama durumu.

    apriori Fr. à priori
    fel. önsel
    Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan.

    aranje Fr. arrangé
    müz. düzenlenmiş
    Başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için üzerinde değişiklik yapılmış (eser).

    aranjman Fr. arrangement
    müz. düzenleme
    Belirli bir düzene göre bir araya getirilmiş olan nesne.

    aranjör Fr. arrangeur
    düzenleyici
    1. Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse. 2. müz. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde değişiklikler yapan kimse.

    arbitraj Fr. arbitrage
    tic. ara kazanç
    Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.

    arboretum Lat.
    ağaç parkı
    Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan.

    areometre Fr. aréomètre
    kim. sıvıölçer
    Bir sıvının özgül ağırlığını ölçmeye yarayan alet.

    argüman Fr. argument
    kanıt
    Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge.

    arkeolog Fr. archéologue
    kazı bilimci
    Arkeoloji ile uğraşan kimse.

    arkeoloji Fr. archéologie
    kazı bilimi
    Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat açısından inceleyen bilim.

    arkeolojik Fr. archéologique
    kazı bilimsel
    Arkeoloji ile ilgili.

    arketip Fr. archétype
    kök örnek
    Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi.

    arma İt. arma
    ongun
    Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil.

    armada İt. armata
    den. donanma
    Bir devletin deniz kuvvetleri.

    aroma İt. aroma
    hoş koku
    Bitki özlerinden veya yağlarından elde edilen koku.

    aromaterapi Fr. aromathérapie
    koku tedavisi
    Çeşitli doğal kokulu maddelerle yapılan tedavi yöntemi.

    aromatik Fr. aromatique
    hoş kokulu
    Hoş kokusu olan.

    arşiv Fr. archives
    belgelik
    Belge ve yazıların saklandığı yer.

    arter Fr. artère
    anat. atardamar
    Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar.

    artikülasyon Fr. articulation
    dil b. boğumlanma
    Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması.

    asamble Fr. assemblée
    kurul
    Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk.

    asenkron Fr. asynchrone
    uyumsuz
    Eş zamanlı olmayan, başlama ve bitme anları başka olan (olaylar).

    asidimetre Fr. acidimètre
    kim. asitölçer
    Bir asidin özelliğini, konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz.

    asimetri Fr. asymétrie
    mat. bakışımsızlık
    Bakışımsız olma durumu.

    asimilasyon Fr. assimilation
    1. biy. özümleme, 2. db. benzeşme
    1. Özümlemek işi. 2. Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi

    asimptot Fr. asymptote
    mat. sonuşmaz
    Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru.

    asistan Fr. assistant
    1. yardımcı, 2. araştırma görevlisi
    1. Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb. 2. Yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen görevleri yapan öğretim yardımcısı.

    asparagas İng. asparagus
    uydurma
    Gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber.

    aspiratör Fr. aspirateur
    fiz. emmeç
    1. Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt. 2. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç.

    astrofizik Fr. astrophysique
    gök. b. yıldız fiziği
    Yıldızların ışığını inceleyen, fizik yapılarını araştıran bilim kolu.

    astrolog Fr. astrologue
    gök. b. yıldız falcısı
    Yıldızların durum ve hareketlerinden anlam çıkararak falcılık yapan kimse.

    astroloji Fr. astrologie
    gök. b. yıldız falcılığı
    Yıldızların etkilerinin incelenmesi yoluyla insanların yazgısını önceden görme ve karakterlerini belirleme uğraşısı.

    astronom Fr. astronome
    gök bilimci
    Gök bilimiyle uğraşan bilgin.

    astronomi Fr. astronomie
    gök bilimi
    Gök cisimlerinin konumlarını, hareketlerini, birbirine olan uzaklıklarının ölçülmesini, bunların fizik ve kimya bakımından yapılarını inceleyen bilim.

    astronomik Fr. astronomique
    gök bilimsel
    Gök bilimiyle ilgili.

    astronot Fr. astronaute
    gök. b. uzay adamı
    Uzay gemisini uzayda yöneten kimse.

    ataş Fr. attache
    tutturgaç
    Kâğıtları birbirine tutturmak için kullanılan telden yapılmış araç.

    atavizm Fr. atavisme
    ant. atacılık
    Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme.

    ateist Fr. athéiste
    fel. tanrıtanımaz
    Tanrı'nın varlığını inkâr eden.

    ateizm Fr. athéisme
    fel. tanrıtanımazlık
    Tanrı'nın varlığını inkâr eden öğreti.

    atölye Fr. atelier
    işlik
    Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer.

    atraksiyon Fr. attraction
    eğlendiri
    Gazino, bar vb. yerlerde müşterileri oyalamak, eğlendirmek amacıyla yapılan ilgi çekici gösteri.

    au pair Fr. au pair
    bakıcı
    Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse.

    aut İng. out
    sp. dış
    Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması.

    avangart Fr. avant-garde
    öncü
    Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser.

    avans Fr. avance
    öndelik
    Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar.

    avantaj Fr. avantage
    1. üstünlük, 2. kazanım, 3. yarar
    1. Üstün olma durumu. 2. Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak. 3. Bir işten elde edilen iyi sonuç.

    avantür Fr. aventure
    macera
    Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri.

    averaj Fr. average
    1. ortalama, 2. sp. sayı farkı
    1. İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı). 2. Futbol vb. karşılaşmalarda bir takımın elde ettiği sayıların, karşı takımın elde ettiklerine oranlanmasıyla bulunan sayı.

    aysberg İng. iceberg
    coğ. buz dağı
    Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akıntılarla yer değiştiren büyük buz parçası.

    aysfilt İng. ice-field
    coğ. buzla
    Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı.

    azotometre Fr. azotomètre
    kim. azotölçer
    Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt.

    B

    background İng. background
    1. arka plan, 2. art alan
    1. Gerideki görünüm. 2. Daha önceki dönemlerde elde edilen bilgi ve deneyim.

    badminton İng. badminton
    sp. tüytop
    Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun.

    bandrol Fr. banderole
    denetim pulu
    1. Paketlerin, şişelerin ağızlarına konulan şerit veya etiket. 2. Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.

    bankiz Fr. banquise
    coğ. buzla
    Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı.

    banknot Fr. bank-note
    kâğıt para
    Devlet bankası tarafından piyasaya çıkarılan değeri kâğıt üzerinde belirtilen para.

    banliyö Fr. banlieue
    yörekent
    Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi.

    barisfer Fr. barysphère
    jeol. ağır küre
    Yer yuvarlağının, yoğunluğu ve katılığı çok olan bölümü.

    bariyer Fr. barrière
    engel
    Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep.

    barkod Fr. barcode
    çizgi im
    Malın değişik özelliklerini ve fiyatını belirten, elektronik aygıtların okuyabileceği biçimde düzenlenmiş etiket.

    barometre Fr. baromètre
    fiz. basınçölçer
    Hava basıncını ölçerek yer yükseltilerini ve hava değişimlerini tespit etmek için kullanılan alet.

    basketbol İng. basketball
    sp. sepet topu
    Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun.

    bateri Fr. batterie
    müz. davul
    Orkestrada vurmalı çalgı takımı.

    baterist Fr. batteriste
    müz. davulcu
    Orkestrada vurmalı çalgı takımını kullanan.

    batimetre Fr. bathymètre
    den. derinlikölçer
    Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet.

    batimetri Fr. bathymétrie
    den. derinlik ölçümü
    Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi.

    baypas İng. by-pass
    1. devre dışı, 2. tıp köprüleme
    1. Konudan uzak, ilgisiz. 2. Vücudun bir yerinden alınan damarı tıkanmış damarın yerine koymak suretiyle yapılan tedavi.

    baz Fr. base
    temel
    En önemli, belli başlı.

    bearish İng. bearish
    ekon. düşen piyasa
    Borsada fiyat indirilmesine neden olacak eğilim, fiyat düşürücü özellik.

    bek İng. back
    sp. savunma oyuncusu
    Kalecinin önünde yer alan, kaleyi savunan oyunculardan her biri.

    benchmarking İng. benchmarking
    bilgileşim
    Kuruluşlar, şirketler arasında bilgi satma.

    bestseller İng. bestseller
    çoksatar
    En çok satılan yayın.

    betoniyer Fr. bétonnaière
    betonkarar
    Beton yapmak üzere çimento, kum ve suyu karıştıran makine.

    bibliyofil Fr. bibliophile
    kitapsever
    Öz ve biçim yönünden iyi nitelikli kitapları seçen, kitaba tutkuyla bağlı (kimse).

    bibliyografi Fr. bibliographie
    kaynakça
    Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser.

    bibliyografya Yun.
    kaynakça
    Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser.

    bibliyoman Fr. bibliomane
    kitap düşkünü
    Hastalık derecesine varan kitap sevgisi olan kimse.

    bibliyomani Fr. bibliomanie
    kitap düşkünlüğü
    Kitap düşkünü olma durumu.

    bibliyotek Fr. bibliothèque
    kitaplık
    Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak ilgilenen okurlara sunan kuruluş.

    bienal Fr. biennal
    yılaşırı
    Bir yıl ara ile, iki yılda bir.

    bigudi Fr. bigoudi
    sarmaç
    Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal, sünger veya plastikten, boru biçiminde küçük araç.

    bilanço İt. bilancio
    ekon. dengelem
    Bir kuruluşun, bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taşınır ve taşınmaz varlıkları ile bunları sağlamak için kullanılan öz ve yabancı kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge.

    billboard İng. billboard
    duyurumluk
    Duyuruların üzerine yazıldığı veya yapıştırıldığı düz levha.

    bilyon Fr. billion
    milyar
    Milyon kere binin, bin milyonun adı.

    biyogaz Fr. biogaz
    gübre gazı
    Hayvansal ve bitkisel atıkların oksijensiz ortamda ayrışması sonucu ortaya çıkan gaz karışımı.

    biyografi Fr. biographie
    öz geçmiş
    Bir kimsenin doğumundan yaşadığı güne kadar geçirdiği belli başlı evreleri içeren yazı.

    biyoloji Fr. biologie
    dirim bilimi
    Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı.

    biyolojik Fr. biologique
    dirim bilimsel
    Biyoloji ile ilgili.

    biyonik Fr. bionique
    dirim kurgusal
    Biyoloji ve elektronikle ilgili olan.

    blender İng. blender
    karıştırıcı
    1. İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı. 2. Çeşitli besin maddelerini karıştırma ve çarpma işinde kullanılan araç veya alet.

    bloke Fr. bloqué
    kullanılması önlenmiş, el konulmuş
    Kullanılması önlenmek amacıyla el konulmuş.

    blöf Fr. bluff
    kurusıkı
    Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır.

    blue chips İng. blue chips
    ekon. mavi boncuklular
    İşlem hacmi yüksek ve getirisi istikrarlı hisse senetleri.

    boarding card İng. boarding card
    uçuş kartı
    Yapılacak uçak yolculuğuyla ilgili uçuş saati, koltuk numarası vb. bilgilerin bulunduğu kart.

    bodyguard İng. bodyguard
    koruma
    Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi.

    boks Fr. boxe
    sp. yumruk oyunu
    Belirli kurallara uyularak yapılan yumruk dövüşü.

    boksör Fr. boxeur
    sp. yumruk oyuncusu
    Boks yapan kimse.

    bold İng. bold
    bl. koyu
    Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.

    bolometre Fr. bolomètre
    fiz. ışınımölçer
    Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç.

    botanik Fr. botanique
    bitki bilimi
    Bitkileri inceleyen bilim kolu.

    branş Fr. branche
    kol
    Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri.

    brick game İng. brick game
    tuğla oyunu
    Bilgisayarda veya cep telefonlarında oynanan, topla tuğlaları yıkma esasına dayanan oyun.

    brifing İng. briefing
    bilgilendirme
    Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama.

    broker İng. broker
    ekon. borsa simsarı
    Müşteri ile borsa acenteleri arasında menkul değerlerin alım satımına aracılık eden gerçek veya tüzel kişi.

    burjuva Fr. bourgeois
    kent soylu
    Orta sınıftan olan.

    burjuvazi Fr. bourgeoisie
    kent soyluluk
    Burjuva sınıfı

    C

    call center İng. call center
    çağrı merkezi
    Herhangi bir şirketin müşterisinin ihtiyaçlarını, beklentilerini öğrendiği, kısa çözüm yollarını sunduğu çalışma birimi.

    cash card İng. cash card
    nakit kartı
    Bankalardan peşin para almak veya para çekmek için kullanılan kart.

    casting İng. casting
    oyuncu kadrosu
    Televizyon ve sinema dizi ve filmlerinde oynayan oyuncuların tümü.

    catering İng. catering
    yemek hizmeti
    Bir kuruluş tarafından yemeğin hazırlanması ve dağıtılması işi.

    center İng. center
    merkez
    Belirli bir yerin ortası.

    change İng. change
    ekon. para değişimi
    Para alımı ve satımı.

    charter İng. charter
    dolmuş uçak
    Belirli merkezler arasında belli bir tarifeye bağlı olmaksızın sefer yapan ucuz tarifeli uçak.

    chat İng. chat
    sanal sohbet
    Uluslararası iletişim ağ ortamlarını kullanarak çeşitli yazılımlar aracılığıyla kişilerle karşılıklı olarak yazılı, sesli veya görüntülü görüşme.

    check-in İng. check-in
    giriş işlemi
    Otelde kalınacak odanın, uçakta oturulacak yerin belirlenmesi.

    check-list İng. check-list
    denetim çizelgesi
    Yolcu veya ürün sayısının denetlenmesi için kullanılan yolcu veya mal adının yazılı bulunduğu liste.

    check-out İng. check-out
    çıkış işlemi
    Konaklama yerlerinden ayrılırken yapılan işlem.

    check-point İng. check- point
    denetim noktası
    Denetleme yapılan yer.

    check-up İng. check-up
    tıp tam bakım
    Sağlık yönünden yapılan genel yoklama.

    cheese cake İng. cheese cake
    peynirli kek
    İnce kek dilimi üzerine krem peynir ve kremayla hazırlanıp üzeri değişik malzemelerle süslenen bir tür tatlı.

    chip card İng. chip card
    varlık kartı
    Kişiyle ilgili birçok bilgiyi içinde barındıran kart.

    clearing İng. clearing
    tic. takas
    İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi.

    coffee shop İng. coffee shop
    kahveevi
    Kahve içilen yer.

    cohabitation Fr. cohabitation
    birlikte yaşama
    Birlikte oturma, bir arada yaşama.

    compact disc İng. compact disc
    bl. yoğun disk
    Manyetik olmayan ince bir metalden oluşmuş ve yüksek yoğunluklu ışık kaynağı kullanarak optik tarama düzeneği ile okunan veri saklama ortamı.

    corner İng. corner
    bayi
    Belli bir kuruluşun mallarını satma izni olan işletme.

    cracker İng. cracker
    sistem kırıcı
    Zevk için bilgisayar sistemlerine zarar veren kimse.

    Ç
    çaçaron İt. chiacchierone
    geveze
    Çok konuşan.

    çip İng. chip
    bl. yonga
    Milimetrik yüzeyler üzerinde on binlerce devre elemanından oluşan ve son derece karmaşık elektronik devrelerin yerleştirildiği, genellikle silikon benzeri yarı iletken malzeme.

    DEVAM EDECEKTİR..
    Konu MidNight tarafından (07-30-2010 Saat 10:27 AM ) değiştirilmiştir.



  2. #2
    MidNight - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt
    Jun 2010
    Mekanım
    Sanal alemde <.<
    Mesajlar
    2.498
    Üye Puanı
    1497

    Standart

    Arkadaşlar bir konu içeriğimde 50.000den fazla karakter olamadığı için Ç'ye kadar yapabildim.



  3. #3
    MidNight - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıt
    Jun 2010
    Mekanım
    Sanal alemde <.<
    Mesajlar
    2.498
    Üye Puanı
    1497

    Standart

    sağol



+ Konu Cevaplama Paneli

Popüler Aramalar:

Konu Etiketleri

Bu Konuyu Alttaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz!

Bu Konuyu Alttaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz!

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
çorlu emlak

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0