+ Konuya Cevap Yaz
Sayfa 3 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123
Toplam 24 adet sonuctan sayfa basi 21 ile 24 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Harry Potter ve Sırlar Odası İndirmeden [Full] Oku

  1. #1
    Durumu
    Çevrimdışı
    Master of Death - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    I'm Potterhead ∞
    Üyelik tarihi
    16.Aralık.2010
    Mesajlar
    8,026
    Tecrübe Puanı
    9903

    Standart Harry Potter ve Sırlar Odası İndirmeden [Full] Oku



    BIRINCI BOLUM
    En Berbat Dogum Günü

    Privet Drive dört numarada kahvalti sirasinda bir tartisma patlak vermisti, her zaman oldugu gibi. Mr
    Vernon Dursley sabahin erken saatlerinde uykusundan, yegeni Harry'nin odasindan gelen bir baykus
    feryadiyla uyanmisti.
    Masanin karsisindan, "Bu hafta üç etti!" diye bagirdi. "Eger o baykusu kontrol edemiyorsan, gitmek
    zorunda kalacak, o kadar!"
    Harry bir kez daha açiklamaya çalisti.
    "Cani sikiliyor. Disarida uçmaya aliskin. Onu geceleri olsun disari çikarabilsem..."
    Vernon Eniste, firça gibi biyigindan sarkan bir parça sahanda yumurtayla, "Aptala benzer bir halim var
    mi?" diye hirladi. "O baykus serbest birakilirsa neler olacagini biliyorum."
    Karisi Petunia ile birbirlerine karanlik bakislar firlattilar.
    Harry derdini anlatmaya çalisti ama agzindan çikan sözcükler, Dursley'lerin oglu Dudley'den çikan uzun,
    gürültülü bir gegirmenin içinde bogulup gitti.
    "Daha pastirma istiyorum."
    Petunia Teyze muazzam ogluna sisli gözlerle bakti ve, "Tavada daha var, tatlim," dedi. "Hazir elimizde
    firsat varken, seni iyice beslemeliyiz.. Okul yemekleri için duyduklarim hiç hosuma gitmiyor..."
    "Saçma, Petunia. Ben Smeltings'e giderken hiç aç kalmadim," dedi Vernon Eniste, istahla. "Yeterince
    yiyor, degil mi evlat?"
    Poposu mutfak iskemlesinin iki yanindan tasacak kadar iri olan Dudley siritti ve Harry'ye döndü.
    "Tavayi versene."
    Harry, cani sikkin, "Sihirli kelimeyi unuttun," dedi.
    Bu basit cümlenin, ailenin geri kalani üstünde inanilmaz bir etkisi oldu: Agzi açik kalan Dudley, bütün
    mutfagi sarsan bir gümbürtüyle sandalyesinden yuvarlandi. Mrs Dursley küçük bir çiglik arak elini agzina
    kapatti. Mr Dursley ise, sakaklarindaki damarlar atarak ayaga firladi.
    "Lütfen' demek istedim!" dedi Harry, çabucak. "Yoksa baska..."
    Enistesi, masaya tükürük saça saça, "NE DEMISTIM BEN SANA?" diye gümbürdedi. "EVDE O
    'S'YLE BASLAYAN KELIMEYI SÖYLEMEK HAKKINDA..."
    "Ama ben..."
    "NE CESARETLE DUDLEY'YI TEHDIT EDERSIN?!" diye kükredi Vernon Eniste, masaya da bir
    yumruk atti.
    "Ben sadece..."
    "UYARMISTIM SENI! BU ÇATININ ALTINDA ANORMALLIGINDEN SÖZ EDILMESINI
    HOS GÖRMEM!"
    Harry bakislarini, yüzü mosmor olmus enistesinden, Dudley'yi ayaga kaldirmaya çalisan rengi atmis
    teyzesine çevirdi.
    "Peki," dedi, "peki..."
    Vernon Eniste, av kokusu almis gergedan gibi soluyarak ve küçük, keskin bakisli gözlerinin ucuyla
    Harry’i dikkatle kollayarak yeniden yerine oturdu.
    Harry yaz tatili için eve geldiginden beri Vernon Enistesi ona her an patlayacak bir bombaymis gibi
    davraniyordu. Çünkü Harry normal bir çocuk degildi. Aslina bakacak olursaniz, normal olmaktan
    alabildigine uzakti.
    Harry Potter bir büyücüydü - Hogwarts Cadilik ve Büyücülük Okulu'ndaki ilk yilini henüz tamamlamis bir
    büyücü. Ve Dursley'ler tatilde onun evlerine dönmesinden mutsuz oluyorlarsa eger, onlarin mutsuzlugu
    Harry'ninkinin yaninda hiç kalirdi.
    Hogwarts'i öyle özlüyordu ki, bitmeyen bir karin agrisiydi sanki. Gizli geçitleri ve hayaletleriyle satoyu
    özlüyordu. Sonra derslerini (belki Iksir hocasi Snape hariç), baykusla gelen postayi, Büyük Salon'daki
    sölenlerde yiyip içmeyi, kuledeki yatakhanede dört direkli karyolasinda uyumayi, bekçi Hagrid'i Yasak
    Orman'in yanindaki arazide bulunan kulübesinde ziyaret etmeyi ve hele büyücülük dünyasinin en popüler
    sporu Quidditch'i (alti tane yüksek kale, uçan dört top vardir ve süpürgelere binmis on dört oyuncu
    tarafindan oynanir)...
    Harry'nin bütün büyü kitaplari, asasi, cüppeleri, kazani ve pek kaliteli Nimbus Iki Bin süpürgesi Vernon
    Eniste tarafindan, hem de daha Harry eve gelir gelmez, merdivenin altindaki bir dolaba kilitlenmisti. Yaz
    boyu antrenman yapmadigi için Harry kendi okul binasinin Quidditch takimindaki yerini kaybetse bundan
    Dursley'lere ne? Harry ev ödevlerinin hiçbirini yapmadan okula dönse Dursley'lere ne? Dursley'ler,
    büyücülerin Muggle'lar dedigi cinstendi (yani damarlarinda bir damla büyülü kan yoktu) ve onlara
    bakacak olursaniz, ailede bir büyücü olmasi fevkalade utanç verici bir durumdu. Hatta Vernon Eniste,
    Harry'nin baykusu Hedwig'i, büyücüler dünyasina mektup tasimasin diye, asma kilitle kafesine
    hapsetmisti.
    Harry ailenin geri kalanina hiç mi hiç benzemiyordu. Vernon Eniste iriydi ve boyunsuzdu, koskoca
    kapkara bir biyigi vardi; Petunia Teyze at yüzlü ve kemikliydi; Dudley ise sansin, pembe ve domuzcuk
    gibi. Harry'ye gelince, o, küçümen ve zayifti, piril piril yesil gözleri ve hep daginik duran kuzgun karasi
    saçlari vardi. Yuvarlak gözlük takardi, alninda da ince, simsek biçiminde bir yara izi vardi.
    Harry'yi, bir büyücü için bile olaganüstü hale getiren de bu yara iziydi iste. Bu iz, yalnizca onun pek esrarli
    geçmisini ima etmekle kalmiyordu. Ayni zamanda on bir yil önce Dursley'lerin kapi esigine birakilmasinin
    da nedeniydi.
    Harry bir yasindayken gelmis geçmis en büyük kara büyücünün, cadilarla büyücülerin hâlâ ismini
    agizlarina almaya korktuklari Lord Voldemort'un lanetinden nasilsa sag salim kurtulabilmisti. Harry'nin
    annesiyle babasi Voldemort'un saldirisinda ölmüstü ama, Harry simsek biçimi iziyle kurtulmustu ve nasil
    olduysa -kimse nasil oldugunu anlamiyordu- Voldemort'un güçleri, Harry'yi öldürmeyi basaramadigi an
    yok edilmisti.
    Böylece Harry'yi, ölen annesinin kiz kardesiyle onun kocasi büyütmüslerdi. On yilini Dursley'lerle
    geçirmis, istemedigi halde nasil tuhaf seylerin olmasina yol açip durduguna sasmisti. Dursley'lerin ona
    anlattigi hikâyeye inanmis, yara izinin annesiyle babasinin ölümüne yol açan otomobil kazasindan kaldigini
    sanmisti.
    Ve derken, tam bir yil önce, Hogwarts, Harry'ye mektup göndermis ve bütün hikâye ortaya çikmisti.
    Harry kendisinin de, yara izinin de meshur oldugu büyücü okulunda yerini almisti... ama simdi okul bitmisti
    ve yaz için yeniden Dursley'lerin yanma dönmüstü. Yeniden, kokulu, pis bir seylerin içine yuvarlanmis bir
    köpek muamelesi görmeye dönmüstü yani.
    Dursley'ler o günün Harry'nin on ikinci dogum günü oldugunu bile hatirlamamislardi. Aslinda pek umudu
    yoktu. Zaten ona dogum gününde hiç dogru dürüst armagan vermemislerdi, nerde kalmis pasta. Ama
    büsbütün bilmezlikten gelmek de...
    Tam o anda Vernon Eniste ciddi ciddi bogazini temizledi ve, "Simdi," dedi, "hepimizin bildigi gibi bugün
    çok önemli bir gün."
    Harry basini kaldirdi, inanmaya cesaret edemiyordu.
    Vernon Eniste, "Bugün meslek hayatimin en büyük is anlasmasini yapabilirim," dedi.
    Harry yeniden basini kizarmis ekmegine egdi. Tabii, diye düsündü, aci aci. Vernon Eniste o salak aksam
    yemegi davetinden söz ediyordu. On bes gündür baska hiçbir seyden söz etmemisti zaten. Zengin bir
    insaatçiyla karisi aksam yemegine geliyorlardi ve Vernon Eniste ondan koskoca bir siparis almayi umut
    ediyordu (Vernon Eniste'nin sirketi matkap yapardi).
    "Sanirim programin üstünden bir daha geçsek iyi olacak” dedi. "Saat sekizde hepimiz yerlerimizde
    olmaliyiz. Petunia, sen..."
    Petunia Teyze hemen, "Salondayim," dedi, "onlari nezaketle yuvamiza buyur etmek için bekliyor
    olacagim."
    "Güzel, güzel. Ve Dudley..."
    Dudley, pis, sapsal bir gülümseme takinarak, "Kapiyi açmak için bekliyor olacagim," dedi. "Paltolarinizi
    alabilir miyim, Mr ve Mrs Mason?"
    "Ona bayilacaklar," diye haykirdi Petunia Teyze, kendinden geçmis gibi.
    "Mükemmel, Dudley," dedi Vernon Eniste. Sonra Harry’ye döndü. "Ya sen?"
    Harry, ifadesiz bir sesle, "Odamda olacagim, hiç gürültü etmeyip orada yokmusum gibi davranacagim,"
    dedi.
    "Aynen öyle," dedi Vernon Eniste pis pis. "Ben onlari alip salona getirecegim, seninle tanistiracagim,
    Petunia ve onlara içki verecegim. Saat sekizi çeyrek geçe..."
    "Ben yemek hazir diye haber verecegim," dedi Petunia Teyze.
    "Ve Dudley, sen de-"
    "Size yemek odasina kadar refakat edebilir miyim, Mrs. Mason?" diye sisman kolunu görünmez bir
    kadina sundu Dudley.
    Petunia Teyze, "Benim kusursuz küçük centilmenim!" diye burnunu çekti.
    "Ya sen?" dedi Vernon Eniste Harry’ye, nefretle. "Ben odamda olacagim, hiç gürültü etmeyecegim ve
    orada degilmisim gibi davranacagim," dedi Harry, isteksizce.
    "Tami tamina. Simdi, yemekte birkaç siki iltifat yapmaya bakmaliyiz. Petunia, bir fikrin var mi?"
    "Vernon bana harika bir golfçu oldugunuzu söyledi, Mr Mason... Lütfen bana o elbiseyi nerden aldiginizi
    söyleyin, Mrs Mason..." "Mükemmel... Dudley?"
    "Suna ne dersiniz: 'Okulda kahramanimiz üzerine bir kompozisyon yazmamizi istediler Mr Mason ve ben
    de sizi yazdim.'"
    Bu kadari hem Petunia Teyze'ye, hem de Harry'ye biraz fazla gelmisti. Petunia Teyze gözyaslarina
    bogulup oglunu kucaklarken, Harry güldügünü görmesinler diye masanin altina daldi. "Ya sen, çocuk?"
    Harry masanin altindan çikarken yüzüne ciddi bir ifade vermeye çalisti.
    "Odamda olacagim, hiç gürültü etmeyecegim ve orda degilmisim gibi davranacagim."
    Vernon Eniste, siddetle, "Hem de nasil," dedi. "Mason'lar senin hakkinda hiçbir sey bilmiyor, bilmemeye
    de devam edecekler. Yemek bitince, sen Mrs Mason'i kahve için salona geri götürürsün, Petunia, ben de
    konuyu matkaplara getiririm. Biraz sansim varsa, On Haberleri'nden önce anlasmayi imzalatip
    mühürletirim. Yarin bu saatlerde Mayorka'da bir yazlik ev pazarligi yapiyor olacagiz."
    Dogrusu Harry'yi bu planlar da pek heyecanlandirmiyordu. Dursley'ler onu Privet Drive'dayken
    sevmiyorlardi ki, Mayorka'da sevsinler...
    "Tamam - Dudley'yle bana smokin almak için sehre iniyorum. Ve sen," diye hirladi Harry'ye, "temizlik
    yaparken teyzenin ayaginin altinda dolasma."
    Harry arka kapidan çikti. Piril piril, günesli bir gündü. Çimenligi geçti, bahçe sirasina çöktü ve yavas
    sesle, "Mutlu yillar bana... mutlu yillar bana..." diye sarki söyledi.
    Kart yok, armagan yok, üstelik de aksami orda yokmus gibi yaparak geçirecekti. Mutsuz bir sekilde çite
    gözlerini dikti. Kendini hiç bu kadar yalniz hissetmemisti. Harry, Hogwarts'taki her seyden fazla, hatta
    Quidditch oynamaktan bile daha fazla, en iyi arkadaslari Ron Weasley ile Hermione Granger'i özlüyordu.
    Ancak arkadaslari onu hiç özlemiyormus gibiydi. Her ikisi de ona yaz boyunca yazmamislardi, üstelik de
    Ron, Harry'ye onu evlerinde kakmaya davet edecegini söyledigi halde.
    Harry defalarca Hedwig'in kafesini sihirle açip onu bir mektupla Ron ve Hermione'ye göndermenin
    esigine gelmisti. Ama böyle bir rizikoya girmeye degmezdi. Yasça küçük büyücülerin okul disinda sihir
    kullanmasina izin yoktu. Harry, Dursley'lere bunu söylememisti, çünkü asasi ve süpürgesiyle birlikte
    merdivenin altindaki dolaba onu da kilitlemelerine tek bir seyin engel oldugunu biliyordu: hepsini
    pabuçtartan böcegine döndüreceginden korkmalari... Geri döndükten sonraki ilk iki haftada Harry agzinin
    içinde saçma sapan seyler mirildanip Dudley'nin odadan, sisman bacaklarinin onu tasiyabildigi hizla apar
    topar kaçisini gözleyerek hosça vakit geçirmisti. Ama Ron ile Hermione'nin bunca uzun süre sessiz
    kalmalari Harry'nin kendisini sihir dünyasinin o kadar disinda kalmis hissetmesine yol açmisti ki,
    Dudley'yle alay etmenin bile zevki kalmamisti - simdi de Ron'la Hermione dogum gününü unutmuslardi
    iste.
    Hogwarts'tan bir mesaj almak için neler vermezdi ki... Herhangi bir cadi ya da büyücüden... Hani
    neredeyse bas düsmani Draco Malfoy'u bile görse memnun kalacak hale gelmisti, bütün bunlarin bir düs
    olmadigindan emin olmak için...
    Ona bakarsaniz, Hogwarts'ta geçen yil da bastan sona eglenceli sayilmazdi. Ders yilinin en sonunda,
    Harry, Lord Voldemort'un ta kendisiyle karsi karsiya gelmisti.
    Voldemort eski haline göre harabeye dönmüstü dönmesine, ama olsun. Gene de dehset vericiydi, seytan
    gibi kurnazdi, gücü yeniden ele geçirmeye kararliydi. Harry ikinci kez Voldemort'un pençelerinden kaçip
    kurtulmayi basarmisti, ama kil payi bir kaçisti bu. Simdi, haftalar sonra bile geceleri buz gibi tere batmis
    halde uyaniyor, Voldemort'un nerede oldugunu merak ediyor, onun soluk yüzünüü, çilgin bakisli kocaman
    gözlerini hatirliyordu,..
    Harry birden bahçe sirasinda dimdik oturdu. Çite dalgin dalgin bakiyordu - ve çit de ona bakiyordu.
    Yapraklarin arasinda iki kocaman yesil göz belirmisti.
    Tam o sirada çimenligin öbür yanindan alayci bir ses uçup gelince, yerinden firladi.
    Dudley, "Bugün günlerden ne oldugunu biliyorum.," dedi, yalpalaya yalpalaya ona dogru gelirken.
    Kocaman gözler kirpisti ve yok oldu.
    "Ne?" dedi Harry, o gözlerin az önce bulundugu noktadan bakislarini ayirmadan.
    Dudley, onun ta yanina gelerek, "Bugün günlerden ne oldugunu biliyorum," diye tekrarladi.
    "Aferin sana," dedi Harry. "Dernek sonunda haftanin günlerini ögrendin."
    "Bugün senin dogum günün," diye dudak büktü Dudley. "Niye hiç kart gelmedi? O ucube yerde bile hiç
    arkadasin yok mu?"
    Harry istifini bozmadi. "Annen okulumdan söz ettigini duymasa iyi olur."
    Dudley koca poposundan asagi düsen pantolonunu yukari çekistirdi.
    Kuskuyla, "Niye çite bakiyorsun?" diye sordu.
    "Ona hangi büyüyü yapsam da bir güzel yansa diye düsünüyorum," dedi Harry.
    Dudley hemen sisko yüzünde bir panik ifadesiyle arkaya dogru sendeledi.
    "Ya... yapamazsin - Babam sana bu... büyü yapma dedi - seni evden atacagini söyledi - senin de gidecek
    baska yerin yok - seni evine alacak arkadasin yok -"
    "Abra kadabra!" dedi Harry, korkunç bir sesle. "Ho-kus pokus - ne sihirdir ne keramet..."
    "ANNNEEEEEE!" diye uludu Dudley, gerisingeri eve dogru bir kosu koparirken kendi ayaklarina
    dolasti. "ANNNEEEE! Onu yapiyor, hani bilirsin!"
    Harry bu eglence anini pahaliya ödedi. Petunia Teyze, ne Dudley'ye ne de çite zarar gelmedigine göre
    onun aslinda büyü yapmadigini biliyordu. Gene de, sabun köpüklü bir tavayla basina siki bir darbe
    vurmak için nisan aldi, Harry de kafasini egiverdi. Sonra teyzesi ona yapacak is verdi, bitirene kadar da
    hiçbir sey yiyemeyecegi tehdidinde bulundu.
    Dudley oralarda tembel tembel oturup onu gözler ve dondurma yerken, Harry camlari sildi, arabayi
    yikadi, çimleri biçti, çiçek tarhlarini kirkti, gülleri budayip suladi ve bahçe sirasini yeniden boyadi. Günes
    tepede ates topu gibi parliyor, ensesini yakiyordu. Harry, Dudley'nin attigi yeme kanmamasi gerektigini
    biliyordu ama, o da tam aklindan geçen seyi söylemisti... gerçekten Hogwarts'ta hiç arkadasi yoktu
    belki...
    Öfkeyle, "Keske meshur Harry Potter'i simdi görseler," diye düsündü, çiçek tarhlarina gübre dökerken.
    Sirti agriyordu, yüzünden asagi terler akiyordu.
    Sonunda Petunia Teyze'nin ona seslendigini duydugunda saat aksamin yedi buçuk olmus, Harry de bitkin
    düsmüstü.
    "Gir içeri! Gazetelerin üstünden yürü ha!"
    Harry piril piril mutfagin gölgesine kavustuguna memnun olmustu. Buzdolabinin üzerinde gecenin pudingi
    duruyordu: muazzam bir çirpilimis krema dagi ve sekerli menekseler. Bir domuz budu firinda cizirdiyordu.
    "Çabuk ye! Mason'lar her an gelebilir," diye afaldi Petunia Teyze. Sonra da mutfak masasindaki iki dilim
    ekmekle bir parça peyniri gösterdi. Somon pembesi kokteyl elbisesini giymisti bile.
    Harry ellerini yikayip zavalli yemegini mideye indirdi. Bitirdigi anda Petunia Teyze tabagini hop diye
    kaldiriverdi. "Yukari! Çabuk!"
    Oturma odasinin kapisindan geçerken Harry'nin gözüne papyon kravatlari ve smokinleriyle Vernon
    Eniste ve Dudley çarpti. Kapi zili çaldiginda daha henüz üst katin sahanligina gelmisti ki, enistesinin kizgin
    yüzü merdivenlerin alfanda belirdi.
    "Unutma, çocuk - tek bir ses..."
    Harry sahanligi geçip parmaklarinin ucuna basarak yatak odasina vardi, içeri süzüldü, kapiyi kapadi ve
    hemen üzerine yigilip uyumak niyetiyle yatagina döndü.
    Mesele su ki, yatakta zaten birisi oturuyordu.

  2. #21
    Durumu
    Çevrimdışı
    HELİX DRAGO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18.Nisan.2012
    Nereden
    Jüpiter
    Mesajlar
    2
    Tecrübe Puanı
    195

    Cool

    Tesekkür

  3. #22
    Durumu
    Çevrimdışı
    Master of Death - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    I'm Potterhead ∞
    Üyelik tarihi
    16.Aralık.2010
    Mesajlar
    8,026
    Tecrübe Puanı
    9903

    Standart

    Önemli değil..

  4. #23
    Rainbine
    Rainbine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Thumbs down Noktalama işaretleri

    Noktalama işaretleri Yüzünden pes ettim ya

  5. #24
    Harry Potter fanı
    Harry Potter fanı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Eksikler var

    Emek vermişsiniz teşekkürler. Keşke site türkçe karakterler desteklese. Çok fazla yazım hatası olmuş. Bir de çok önemli eksik var. Lucius Malfoy'un günceyi Ginny'e verdiği bölüm atlanmış. Yani aynı zamanda Harry'nin uçuç tozu kullandığı bölüm oluyor. Kaybolan dolabı da ilk defa bu kitapta görmüştük. O bölüm yok!

+ Konuya Cevap Yaz

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
aöf soruları bitkisel tedavi çorlu haber ergene haber çorlu emlak susurluk haber radyo dinle film izle